Reklam Alanı (Gövde Üst Reklam) Bu alana reklam ver

Akyurt İl mi Olacak?

blank
MÜFİT ONBAŞI tarafından
13 Mayıs, 2016 11:57 tarihinde yayınlandı /Güncelleme: 22.03.2024 12:05
Okuma Süresi: 3dk
Yorum Sayısı: 0
Reklam Alanı (İçerik Öncesi) Bu alana reklam ver

Ankara’nın en hızlı büyüyen ilçesi Akyurt’un bu gelişiminin başlangıç noktası, bu günlere gelişi ve yarınları, Ankara Kulübü Derneği Akyurt Şubesi’nin düzenlediği geniş katılımlı bir panelde ele alındı.

Kültür Merkezi Necip Fazıl Konferans Salonu’nda düzenlenen panelin moderatörlüğünü Ankara Kulübü Derneği Genel Başkanı Dr. Metin Özaslan yaparken, panelistler ise Sağlık Eski Bakanı Halil Şıvgın, Akyurt Belediye Başkanı Gültekin Ayantaş ve Eski Belediye Başkanı Fedai Yağcı oldu.

Panele İlçe Kaymakamı Tuğba Yılmaz’ın yanı sıra Akyurt’taki idari amirler ve Ankara’nın diğer ilçelerinden bürokratların da katılması dikkat çekti.

Akyurtlu seğmenlerin oyunlarıyla başlayan panel, Ankara Kulübü Derneği Genel Başkanı Dr. Metin Özaslan’ın Akyurt ile ilgili önemli tarihi bilgiler paylaşmasıyla açıldı.

İLÇE OLMAK İÇİN ÇOK UĞRAŞTIK

Panelde ilk söz alan Belediye Eski Başkanı Fedai Yağcı, 1961 yılında yerleşimlere isim verilirken, adı Ravlı olan nahiyenin Akyurt adıyla adlandırıldığını, 1971 yılında ise o zamanın Nahiye Müdürü Nurettin Cankurtaran ile birlikte Akyurt’un belediye statüsüne kavuştuğunu söyledi. 1977 yılında yapılan seçimlerde aday olarak başkan seçildiğini anlatan Yağcı, zamanın imkanlarını göz önünde bulundurarak su kuyuları, hibe alınan otobüsler ve hükümet yardımları ile su, ulaşım ve altyapı çalışmalarını yürüttüklerini anlattı. İmar çalışması ve dumansız sanayinin Akyurt’a getirilmesinde önemli işler yaptıklarını aktaran Yağcı, bugün de Akyurt’un dumansız sanayide öncü olmaya devam ettiğini belirterek, Başkan Gültekin Ayantaş’a teşekkür etti. 1987 yılında tekrar başkan seçildiğini belirten Fedai Yağcı, 1990 yılında 120 ilçe ile birlikte Akyurt’un da ilçe olduğunu, çevre ilçelerden de önemli baskılar görmeleri sonucu bu sürecin zorlaştığını ancak sonuçta Akyurt’un durdurulamaz büyümesinin önünün açıldığını söyledi.

Akyurt Belediye Başkanlığı’nı 12 yıldır yürüten Gültekin Ayantaş, konuşma sırası kendisine geldiğinde “2004 yılında göreve geldiğimizde Akyurt köy görüntüsündeydi. Geçmişte görev yapan başkanlarımızın hepsinin çalışmaları da Akyurt’u daha güzel bir ilçe yapmak içindir. Taş üstüne taş koyan herkese teşekkür ediyorum. En önemli eksiklerimizden başlayarak tek tek sorunları giderdik. Altyapı, doğalgaz gibi temel sorunlarımız artık yok. Yeşil alanda Ankara’da birinciyiz. Kişi başı 30 metrekare yeşil alan ürettik ve 53 tane park yaptık. Ganinin Ağıl’da baraj inşaatımız başladı. Bir park da oraya geliyor. Spor salonumuz, futbol sahamız bugün ihtiyacımızı fazlasıyla karşılıyor. Kültür Merkezi ve Kültür Park halkın en güzel vakit geçirdiği yerler oldu. Sanayimiz, Fedai Başkanımın da söylediği gibi dumansız fabrikalardan oluşuyor. Çevre dostu sanayi ile Akyurt’umuz daima temiz kalacak. Havaalanının direkt uçuşları yapması, fuar alanının tamamlanması, Türkiye’nin en büyük Polis Meslek Yüksekokulunun ilçemizde yapılması, Otonomi gibi çok büyük projeler Akyurt’un patlama yapmasını sağlayacak. Bugün geldiğimiz nokta bile çok çok iyiyken, daha iyisini yapabilmek için buradayız. Yakınımızda Melikşah var. Buranın sıcak suyunu ilçemizdeki oteller kullanmaya başladı. Termal açıdan da öne atılmak için bu önemli bir fırsat. Bizler Akyurtlu’yuz. Hepimiz birbirimizi tanırız. Burada başlayan hayatımız burada sona erecek. Önemli olan Belediye başkanı olmak değil, Akyurt’a hizmet etmek. Başkanlık geçicidir. Bizler görevimiz bitince de sizlerin içinde olmaya devam edeceğiz. Bu panelin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.

AKYURT İL OLSUN

Akyurtluların unutamadığı siyasetçi, Sağlık Eski Bakanı Halil Şıvgın, Akyurt ile ilgili anılarını paylaştığı konuşmasında “Akyurt’ta çok güzel dostlarım var. Bu bölgenin insanıyız. Akyurtlular beni unutmadı, ben de sizleri unutmadım. 1990 yılında rahmetli Özal’ın yardımcısıyken Akyurtluların isteğiyle kendisine gittim. İlçe yapalım dediğimizde Özal Akyurt’un çok küçük olduğunu, bin 500 seçmeni olduğunu söyledi. “Ben de oranın seçmeniyim, beni de Akyurt nüfusuna katın.” dedim. Uğraştık, didindik, Akyurt ilçe oldu. Hedeflerinizi büyük tutun. Bize “Büyümez.” “Gelişmez.” dedikleri Akyurt’a bir de bugün bakın. Ankara’da Ankaralı milletvekili sayısı yok denecek kadar az. Eğer temsil istiyorsanız, Çubuk, Pursaklar, Kalecik gibi ilçelerin merkezinde Akyurt’u bir vilayet merkezi yaparak, kendi vekilinizi Meclis’e gönderin. Bunu espri konusu olsun diye değil, gerçekten inandığım için söylüyorum. Böyle bir Belediye Başkanınız varken bunu yapabilirsiniz. O, ne yapacağını iyi biliyor. Değerli hemşerilerim, hepinize teşekkür ediyorum” dedi.

Reklam Alanı (İçerik Sonrası) Bu alana reklam ver

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Kanser nezle gibi tedavi edilebilecek

blank
MÜFİT ONBAŞI tarafından
14 Aralık, 2025 11:48 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 3dk
Yorum Sayısı: 0
Reklam Alanı (İçerik Öncesi) Bu alana reklam ver

Dünyada kanser olarak bilinen hastalık, 2018 yılında Amerika ve Japonya’dan iki bilim adamı, “immüno-onkoloji” olarak adlandırılan yeni bir onkoloji tedavi yöntemi için tıpta Nobel Ödülü alması ile bambaşka bir yöne çevrildi.

Çok tehlikeli ve korkunç olarak bilenen kanser, yakın zamanda evde nezle gibi tedavi edilebilir

Bir zamanlar tedavi edilemeyen ve birçok kişinin korkunç acılar içinde ölümüne sebep olan iskorbüt hastalığı tedavi edilemiyor ve her hangi bir ilacı yoktu. Ancak daha sonra bu hastalığa C vitamini eksikliğinin yol açtığı ortaya çıkmıştı. Bugün iskorbüt hastalığına hiç kimse yakalanmıyor. Öyle görünüyor ki, korkunç ve ölümcül bir hastalık olan “kanseri” de aynı kader bekliyor. Bunun nedeni, işlenmiş gıdaların kullanımı ve vitamin eksikliğidir. İnsanların bunu önceden bildiği, fakat kar etme tutkusundan dolayı sessiz kaldığı düşünülünce dehşete kapılmamak mümkün değil. Bugün aldığım bilgiye karşı farklı tutum gösterilebilir, ancak ben sadece sizinle paylaşmak istedim, unutmayın; “Kanser” denen bir hastalık yoktur. Kanser, sadece B17 vitamini eksikliğinden başka bir şey değildir. Ağır yan etkileri olan kemoterapi, ilaç tedavisi ve ameliyatı kabul etmeyin! Eski zamanlarda denizcilerin iskorbüt hastalığından müzdarip olduklarını hatırlayın, birçok kişi bu hastalıktan ölüyordu! Bazı kişiler de bundan sürekli kazanç elde ediyordu. Daha sonra ise iskorbütün sadece C vitamini eksikliğinden kaynaklandığını ortaya çıktı. Yani bu bir hastalık değildi! Kanser de aynı şey. Sömürgeciler ve insanlığın düşmanları tam bir kanser endüstrisi inşa ettiler ve çok büyük paralar kazanıyorlar.

Kanserin önlenmesi ve tedavisi hakkında bilmemiz gerekenler

Onkoloji endüstrisi II. Dünya Savaşından sonra büyümeye başladı. Kanserle mücadele etmek için her hangi bir prosedüre, tedavi kürlerine ve masraflara gerek yok! Bunların hepsi, sömürgecilerin ceplerini doldurmak içindir, çünkü kanser tedavisi uzun zaman önce bulunmuştur. Kanser sadece B17 vitaminin eksikliği olduğundan, her gün 15-20 kayısı çekirdeği tüketmemiz yeterli olur. Buğday filizi (tomurcukları) yiyin. Buğday filizi müthiş bir kanser ilacıdır. Bu, tüm kanser önleyici maddelerin en güçlüsü olan sıvı oksijenin ve laetril’in en iyi kaynağıdır. Bu madde, B 17 vitaminin (amigdalin’in) özüdür ve elma çekirdeklerinde bulunur. “Kanserin Ölümü” adlı kitabında Doktor Harold Manner, letril’in etkisinin kanser tedavisinde  % 90’ın üzerinde olduğunu yazmıştır!*

Amygdalin (B 17 Vitaminin) kaynakları

Tohum veya meyve tohumları doğadaki B 17 vitamininin konsantrasyon halidir. Bu, elma, kayısı, şeftali, armut ve kuru erik çekirdeklerini kapsıyor.  Fasulye filizi, mercimek filizi, lima fasülyesi ve bezelye gibi baklagiller ve tahıllar. Acı badem (doğada en zengin B 17 vitamini kaynağı) ve Hint bademi. Her türlü dut, yabanmersini, ahududu ve çilek. Susam ve keten tohumu.  Yulaf, arpa, kahverengi pirinç, buğday, darı, keten ve çavdar. Bu Vitamin ayrıca mayada, ham pirinçte ve balkabağında bulunur.

Kanser karşıtı ürünlerin listesi

Kayısılar (çekirdekler). Diğer meyvelerin çekirdekleri / tohumları: Elma. Vişne. Şeftali. Kültür eriği. Erik. Armut. Lima fasulyesi. Bulaşık deterjanın ve sıvı sabunun parçacıklarının vücuda girmesi, kanserin başlamasının ana nedenidir.* Bulaşıkları ne kadar iyi durulasanız durulayın, ufak bir deterjan parçası bulaşıkların üzerinde kalır ve vücudunuza girer. Bu zararlı maddeleri tamamen hayatınızdan çıkartmak istemiyorsanız, bunun da basit bir çözümü var. Bulaşık deterjanını (ve sıvı sabunu) sirke ile 50: 50 oranında karıştırın. İşte bu kadar! Artık asla kansere yakalanmayacaksınız! Dondurulmuş limonlar - kansere çaredir Bunu bilmiyor muydunuz? Restoranlar ve kafelerdeki birçok uzman, tüm limonları kullanır veya tüketir ve hiçbir şeyi boşa harcamazlar.* Bütün limonu israf etmeden nasıl mı kullanabiliriz? Son derece basit! Yıkanmış limonu buzdolabınızın dondurucusuna koyun. Limon dondurulduktan sonra rendeyi alın, tüm limonu rendeleyin (kabuğunu soymadan) ve yemeklerin üzerine serpin. Limonu sebze salatalarına, dondurmaya, çorbalara, pilav ve bulgura, makarnaya, spagettiye, pirince, suşiye, balık yemeklerine vs… katın. Bu liste sonsuza kadar devam edebilir. Tüm yemekler beklenmedik bir şekilde, daha önce hiç tatmadığınız lezzetli bir tada sahip olacak. Genellikle limon denince, sadece limon suyu ve C vitamini akla geliyor.  Şimdi Limonun Sırrını öğrendiğinize göre, limonu, bir bardak hazır erişte çorbasında bile kullanabilirsiniz. Kabuğu atmayı önlemenin ve yemeklere yeni bir lezzet katmanın haricinde bütün limon kullanmanın temel avantajı nedir? Limon kabuğu limon suyundan 5-10 kat daha fazla vitamin içerir. Ve siz genellikle kabuğu atıyorsunuz. Ancak şimdi, basit bir şekilde tüm limonun dondurulması ve ardından yemeklerin üzerine serpilmesi işleminin ardından tüm bu besin maddelerini tüketebilir ve daha sağlıklı olabilirsiniz. Limon kabuğu, vücuttaki toksik elementlerin yok edilmesinde güçlü bir indirgeyici ajandır. Yıkanan limonu dondurucuya koyun ve ardından her gün yemeklerin üzerine rendeleyin. Bu, yiyeceklerinizi daha lezzetli, hayatınızı daha sağlıklı ve daha uzun hale getirmenin anahtarıdır! Bu Limonun muhteşem Sırrıdır! Limon (Citrus), kanser hücrelerini öldüren harika bir üründür. Ayrıca kemoterapiden 10.000 kat daha güçlüdür. Böylece, limon kabuğunun hoş aromasının yanı sıra, limon suyundan 10 kat daha fazla vitamin içerdiği ve vücuttaki toksik elementlerle savaşmaya yardımcı olduğu ortaya çıkmıştır. Fakat en önemlisi, limon kanser hücrelerini öldürmektedir. Neden biz bunu bilmiyoruz? Çünkü büyük şirketler, onlara inanılmaz karlar getiren sentetik analogların üretimi ile ilgileniyorlar. Gelirlerini tehlikeye atmamak için, limonun mucizevi özelliklerini gizli tutuyorlar. Limon ağacının bileşenleri, kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlatmak için yaygın olarak kemoterapide kullanılan Adriamycin’den 10.000 kez üstündür. Ve en önemlisi, limon özü ile yapılan terapi sadece kötü huylu hücreleri yok eder. Yan etkisi olmadığı için limonları dondurun, rendeleyin ve sağlık için tüketin! Bu bilgilerin kaynağı heyecan vericidir. Bu bilgiyi, 1970’ten bu yana 20’den fazla laboratuvar testinin yapıldığını ve basit limonun, kolon, meme, prostat, akciğer ve pankreas kanseri gibi 12 türdeki kanser hücresini öldürdüğünü söyleyen, dünyanın en büyük ilaç üreticilerinden biri verdi… Ve daha da şaşırtıcı olan, limon özü ile yapılan tedavi türü, yalnızca malign kanser hücrelerini yok eder ve sağlıklı hücreleri etkilemez.   Haber Yazı: Halil İbrahim Kambak
Reklam Alanı (İçerik Sonrası) Bu alana reklam ver

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.